|
Yasal Açıdan Fatura
Ödeme Merkezleri
Mütalaanın Konusu:
Kurulmuş olan ve "komisyon ücreti karşılığında müşterilerinin
telefon, su, elektrik, doğalgaz faturaları, sigorta primi, trafik
cezası, vergi ödemelerini bankada bulunan kendi hesabı üzerinden
internet bankacılığı aracılığıyla ödemek" şeklinde bir ticari
faaliyet yürütmek isteyen Novatro İletişim Şirketinin faaliyetinin
hukuki niteliği ve yasal olup olmadığı yönündeki açıklama ve
değerlendirmeler:
GİRİŞ
Kurulmuş olan şirketin faaliyet alanı, müşterilerinin telefon,
elektrik, su,doğalgaz faturaları, sigorta primi, trafik cezası,
vergi ödemeleri ile kredi kartı ödemelerini yapmak ve bu hizmetin
karşılığında komisyon ücreti almaktır. Şirket bu hizmeti çeşitli
bankalarda kendi adına açtırdığı hesaplar üzerinden havale veya EFT
yoluyla yapmak istemektedir. Şirket bu faaliyetini bankaların
müşterilerine vermekte olduğu internet bankacılığı aracılığıyla
yürütecektir.
AÇIKLAMA VE DEĞERLENDİRMELER
1. FAALİYETİN HUKUKİ ZEMİNİ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ
Şirketin yürütmek istediği ticari faaliyetin hukuki veya cezai bir
sakıncasının olup olmadığı hususlarını iki yönden ele almak
gerekmektedir.
CEZAİ AÇIDAN DEĞERLENDİRME;
Olayın birinci yönü Bankalar Kanunu ve ceza kanununun genel
hükümlerini ilgilendirmektedir.
Anayasanın m.38 ve (TCK m.2) ile öngörülen kanun ilkesi çerçevesinde
yapılan aracılık hizmetinin hukuka aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Mezkûr ilke, kanunda suç olarak gösterilmeyen bir fiilden dolayı hiç
kimsenin cezalandırılamayacağını hükme bağlamaktadır. Bu ilke suç
sayılan fiilin kanunda açıkça tanımlanmasını da gerektirmektedir.
Buna göre, Bankalar Kanununda münhasıran bankalara özgü olduğu ifade
edilmeyen ve bankacılık hizmeti olduğu açıkça belirtilmeyen
"internet aracılığıyla üçüncü kişilere ticari amaçlı olarak fatura
tahsilâtı hizmeti"nin bankalar dışında üçüncü kişilerce verilmesinin
suç sayılacağı söylenemez. Bankalar Kanunu uyarınca suç sayılan
eylemler, aşağıda da bahsedildiği üzere, bankacılık işlemleri ve
mevduat toplamaktan ibarettir.
Bankacılık işlemlerinin nelerden ibaret olduğunun kanunda açıkça yer
almaması, bu husustaki boşluğun tüzük, yönetmelik, tebliğ vs genel
düzenleyici işlemlerle
Mevduat kabul etme konusuna gelince; Bankalar Kanunu m. 10-1
uyarınca Bankalar, Özel Finans Kuruluşları ve Ödünç Para Verme
İşleri hakkında 1983 tarih ve 90 sayılı KHK uyarınca yetki verilen
kişiler dışında kişi ve kuruluşların piyasadan mevduat kabul etmesi
yasaktır. Bu suçun cezası 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 3 milyar
TL'den 5 milyar TL'ye kadar ağır para cezasıdır. Diğer bir ifadeyle
adı geçen kurumlara verilen münhasır yetki mevduat kabul etmekten
ibarettir. Şirket ise piyasadan mevduat toplamamakta, yalnızca
ticari bir hizmetin karşılığı olarak komisyon almaktadır. Hizmetini
İnternet Bankacılığı üzerinden vermekte ve bedelini de banka
aracılığı ile değil peşin olarak tahsil etmektedir.
Bununla birlikte Bankalar Kanunu, "mevduat" kavramının kapsamını
oldukça geniş tutmuştur. Nitekim Bank.K. m.10-1 uyarınca, yazılı ya
da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle
ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir
vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet
ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat
sayılmasına engel değildir.
Ancak bunların hiçbiri şirketin faaliyetini "mevduat kabul etme"
kapsamına sokmaya yeterli değildir. Bu sebeple, şirketin yapmayı
düşündüğü faaliyeti, "mevduat toplama" olarak değerlendirmek hiçbir
şekilde mümkün olmadığından, yapılması düşünülen faaliyeti hukuka
aykırı kabul etmek de mümkün değildir.
Şirketin Faaliyetinin tescili hususu;
Şirketin kuruluş aşamasında Ticaret Kanununun 510. maddesi uyarınca
Ticaret Siciline tescili istenecektir. Tescil aşamasında Ticaret
Sicil Memurluğu şirket esas sözleşmesini ve şirketin faaliyet
alanını yürürlükteki mevzuat yönünden inceleyerek bir aykırılık
olmadığını tesbit ettikten sonra başvuruyu kabul edecek ve kuruluşu
Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edecektir.
Ticaret Sicil Memurluğunun bu incelemesi resmi bir inceleme
niteliğindedir. Zira ticaret odaları Anayasa uyarınca kamu kurumu
niteliğinde meslek kuruluşlarıdır (m.135). Bu inceleme sonucunda
tescil talebinin kabul edilmesi, faaliyetin yasalara uygun olduğunun
resmi bir makamca da teyidi anlamına gelecektir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bu konuda yeni bir düzenleme
getirmektedir. Eski Ceza Kanununda yer alan, "Kanunu bilmemek
mazeret sayılmaz" (Md.44.) kuralı neredeyse istisnasız
uygulanmaktaydı. Yeni kanun bu konuda bazı istisnalar getirmektedir.
Şöyle ki;
MADDE 4. - (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. (2) Ancak
sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru
sanarak bir suç işleyen kimse cezaen sorumlu olmaz.
Metinde açıkça belirtilmemiş olsa da, maddede geçen,
"sakınılamayacak hataların bir olayda resmi organ, makam ya da
görevlilerin resmi açıklamalarına istinaden düşülen hatalar olduğu
Türk doktrini tarafından kabul edilmektedir. Bu durumda ticaret
sicil memurunun yasalara uygunluk incelemesinden sonra verdiği onaya
dayanılarak ticari faaliyete girişilmesi halinde, sonradan bu
eylemin suç teşkil ettiği ileri sürülse dahi (bu husus maddi
kesinlik kazandıktan sonra faaliyete son vermek şartıyla), anılan
fıkra hükmüne dayanılabilecektir.
Nitekim bu amaçla, şirketin faaliyetine yasal engel bulunmadığı
hususunun idari makamlarca teyidi için
İTO Ticaret Sicil
Memurluğu ile görüşme yapılmıştır. Sicil memuru fatura tahsilatı
konusunda bir hukuki engel bulunmadığı, ancak kredi kartı tahsilatı
yapılmasının sakıncalı olabileceği, bu sebeple banka kredi kartı
tahsilatı dışında kalan diğer fatura tahsilatlarının internet
bankacılığı hizmetleri üzerinden yapılabilmesine dair sözleşme
metnine onay vereceklerini bildirmiştir.
(Kredi
kartı ödemesi hakkında cevaz vermemeleri halinde, bu konuyla ilgili
olarak idari dava yoluna başvurulabiliriz.)
HUKUKİ AÇIDAN DEĞERLENDİRME;
Olayın diğer yönü ise, cezai değil hukuki boyutunu
ilgilendirmektedir. Buna göre; bankanın internet bankacılığı
hizmetinden faydalanılabilmesi için banka ile "Bankacılık Hizmetleri
Sözleşmesi" yapılması gerekmektedir. Bu sözleşmeler matbu olup
bankalarca hazırlanmaktadır. Kendileri hazırladığı için de bu
sözleşmeleri olabildiğince kendi lehlerine düzenlemekte, müşteriye
inisiyatif alanı bırakmamaktadırlar.
Daha da önemlisi, birçok banka bu sözleşmeleri tek nüsha olarak
tanzim etmekte, müşteriye kendi imza ve kaşesini taşıyan imzalı ya
da imzasız bir örneğini hiçbir şekilde vermemektedir.
İncelenmek üzere bazı bankacılık hizmet sözleşmeleri temin
edilmiştir. Bu sözleşmelerden, internet bankacılığına dair hükümler
incelenmiştir. Buna göre bankanın, dilediği takdirde ve hiçbir
gerekçe göstermeksizin, müşterisine sunmuş olduğu internet
bankacılığı hizmetini kısmen veya tamamen durdurma hakkını saklı
tuttuğu görülmüştür
Bu durumda, şirketin faaliyeti ceza hukuku yönünden bir sorumluluk
doğurmasa dahi, sözleşmeler hukuku yönünden bankanın sunduğu
internet hizmetine son verebileceği riskine karşı dikkatli olmak
gerekmektedir.
Bankalar mevzuatı açısından yaptığımız incelemeye ilişkin detayları
aktardıktan sonra bu faaliyetin diğer hukuk dalları açısından
değerlendirilmesi uygun olacaktır. Ancak hemen ifade etmek gerekir
ki bu faaliyetin alakalı olabileceği ilk hukuk dalı bankalar
kanunudur. Bu husus da yukarı da detayları ile incelenmiştir.
Bu faaliyetin alakalı olabileceği ikinci hukuk dalı ise Borçlar
Hukukudur. Ancak, niteliği itibariyle klasik bir "vekalet
sözleşmesi" olan bu faaliyetin, "sözleşme serbestliği" ilkesini
benimseyen borçlar kanununa da aykırı herhangi bir yönü
bulunmamaktadır.
Ayrıca bu faaliyet, alakalı olabileceği diğer hukuk dalları
açısından da değerlendirilmiştir. Ancak, Türk Ceza Kanunu, Türk
Ticaret Kanunu, Özel Finans Kurumları Mevzuatı, İkrazat Kurumları
mevzuatı ve Borçlar Kanununun incelenmesi neticesinde de,
yapılması düşünülen faaliyetin hukuka aykırı hiçbir yönü
görülememiştir.
doldurulması kanundan başka bir norm ile suç ihdas edilmesi anlamına
gelir ki bu da ceza hukukunun "suç ve cezanın" kanuniliği ilkesine
(TCK m.2/1) ve idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza
konulamayacağı kuralına (TCK m.2/2) açıkça aykırıdır. Nitekim 1
Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5237 sayılı Yeni Türk
Ceza Kanununa göre;
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi;
MADDE 2. - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı
cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik
tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde
geniş yorumlanamaz.
Şu halde "bankacılık işlemleri" olarak adlandırılan, ancak bu
işlemlerin neler olduğu hususunda hiçbir kanunda açık bir tanımlama
getirilmeyen bir eylemden dolayı suç oluşamaz.
Fatura Ödeme
Merkezlerinde işlem başına alınan komisyon ücreti caydırıcı değil
mi?
İnsanlar banka ya da fatura ödeme noktalarında saatlerce ve birden
fazla kuyrukta sıra beklemek yerine son derece hızlı bir şekilde
çalışan fatura ödeme merkezlerini tercih edeceklerdir.
Ayrıca uzak noktalara giderken harcayacakları zaman ve para
bu komisyon ücretinden çok daha pahalıya gelecektir.
|
|